24 Nisan 2018 Salı

Sınanmamış İnanç Gerçek Bir İnanç Değildir

Umut etmek inanmamaktır. İnanmazsın ama umut edersin, gerçek olma ihtimaline karşılık, olmama ihtimali de vardır. Ama inanmak bilmektir. Gerçek olduğunu bildiğin için inanırsın; öyledir, başka ihtimal yoktur. Bu yüzden, sınanmamış inanç gerçek bir inanç değildir. Çünkü gerçekten inanıyorsan, zaten öyle olduğunu da biliyorsundur/bilmen gerekir..

Gerçek bir inançta ikinci bir ihtimal, başka bir olasılık yoktur. Senin adının ne olduğunu bilmen gibi.. Sana başka bir isimle seslenildiğinde, dönüp bakmazsın bile veya durum onu gerektirdiği için baksan da, adından şüpheye düşmezsin, bilirsin. Gerçek inanç bilmektir ve bu yüzden de sınanmadan gerçek olamaz inancın..

Kabul ve inanç farklı şeylerdir. Gerçekten inanmak için o inancın sınanmış olması, yani deneyim yoluyla uygulanmış ve böylece idrak edilerek içselleştirilmiş olması gerekir. Ancak o zaman gerçek bir inançtan söz edebiliriz. Bunun dışındakiler umut etmek, ummak veya kabul ya da toplumsal bilincin empoze ettiği ve çoğunluğa uyum sağlamak için kendimizle bütünleştirdiğimiz otomatik alışkanlıklardır.

İman inancın sınanmamış halidir, deneyimle uygulandığında gerçek bir inanç olur. Küçükken okuduğum bir hikaye vardı: 

''Bir adamın evine hırsız girer, sesi duyan adam odaya girdiğinde hırsızla yüz yüze gelir. Hırsız elinde bıçakla saldırmaya hazır karşısında durmaktadır. Adamın hiç tepki vermediğini görünce şaşırır ve neden korkmadığını sorar. Adam da der ki, ben Allah'a inanıyorum. Eğer şu an benim ölme zamanımsa, sen bunun için evime gönderildin ve ne yaparsam yapayım öleceğim. Eğer ölme zamanım değilse de, beni zaten öldüremezsin. Öyleyse neden korkayım ki..'' 

Hatırladığım kadarıyla böyle bir hikayeydi. İşte inancın sınanması ve ancak sınanmış inancın gerçek bir inanç olması tam olarak budur. Deneyimin içindeyken ve olaylar inancımızı ortaya koymamızı gerektirdiğinde verdiğimiz tepki, inancımızın gerçek mi sahte mi olduğunu ortaya çıkarır. Sınanmanın derecesi de, inancımızın gücü oranında artar. Ne kadar çok inanmışsak, yani inandığımızı sanıyorsak, o kadar güçlü sınanırız, o kadar zorlar inancımızı deneyim. Ve ancak bu sınanmadan geçtikten sonra gerçek bir inanca sahip oluruz veya inancımızı kaybederiz. İşte bu yüzden, tekrar ve tekrar söylüyorum ki, sınanmamış bir inanç, gerçek bir inanç değildir. 

23 Nisan 2018 Pazartesi

Sevginin Kapısını Sadece Sevgi Çalabilir

Dünyada olanlara bakınca yargılayacak, kızacak, belki nefret edecek çok şey bulabiliriz.. Ama insanlar olarak hepimiz özünde aynı duyguları, aynı arzuları, aynı korkuları taşıyoruz. Temel güdülerimiz aynı.. İçimizdeki duygu karışımının malzemesi aynı, farklı ölçülerde olsa da.. Görünenin ardında hepimizin en büyük ve en derin isteği sevilmek. Ne yapıyorsak, nasıl davranıyorsak, hangi role büründüysek altında tek bir neden var: sevilmek..

İnsanlık olarak yaşamımız kolay değil, çünkü kurulu düzen hiçbirimizin hayatını kolaylaştıracak şekilde, yani en temel ihtiyacımız olan sevgi ve şefkati doğal olarak alacağımız ve birbirimize vereceğimiz doğal bir döngüde değil. Hangi örtüye bürünerek ortaya çıkarsa çıksın, aslında hepimizin tek sorunu bu..

Ve bu tek sorunu ortadan kaldırmak, her ama her şeyin çözümü olacak. Sevmemiz lazım, bir yerden başlayarak.. Ve daha da çok sevmemiz lazım; içimizdeki şefkate tutunarak.. Yargılayacak, kızacak, nefret edecek şeyler bulmak için değil, sevmek için bakmamız lazım. En kötünün bile içinde sevecek bir şeyler bulmak için, şefkat duyabilecek kadar anlamaya çalışarak bakmak lazım. Vazgeçmeden, yorulmadan, sevmeye kararlı olarak.

Çünkü insanların içindeki sevgi dolu o yerin kapısı, sadece sevildiklerinde açılabiliyor. Ve çoğu insan, hiç gerçekten koşulsuz olarak sevilmediği için, nasıl seveceğini bile bilmiyor. Kendini bile sevemiyor ve içindeki kapı kilitli kalıyor. O kapıyı sadece sevgi çalabilir ve içeriden sadece sevgi yanıtlayabilir. Tüm insanlığa, dünyaya ve tanrıya duyduğunuz sevgi adına, karşınıza çıkan insanlarda o kapıyı çalın.. Gerçekten sevgiyle ve şefkatle çaldığınızda, o insanın içindeki sevgi de ayağa kalkıp açacaktır o kapıyı ve belki içindeki sevgiyle ilk defa tanışacaktır.. Yeter ki açılsın o kapı, sevgi tüm coşkusuyla akmak için hazır hepimizin içinde ve bir anda tüm varlığımızı dolduracak kadar güçlü. Sadece ona kendimizi açmamızı bekliyor.

Bu dünyada insan olarak yaşama deneyiminden geçen hepimizi o kadar çok seviyorum ki.. Sadece, daha da çok sevebilmeyi ve insan deneyiminin korkularına kapılıp kalbimi bir an bile kapatmadan, bu sevginin sürekli olmasını diliyorum...