23 Ağustos 2016 Salı

Bir İnsanın Gözlerine Gerçekten Baktığınızda..

Bir insanın gözlerine gerçekten baktığınızda, zihninizle değil kalbinizle baktığınızda, onun gerçek kimliğini görürsünüz; fiziksel formunun ve kişiliğinin ötesinde olanı.. 

O kimlik sizden ayrı olmayan, sizin bakan gözlerinizin ardındakiyle aynı şeydir. Sadece sevgi.. 

Bu tıpkı uzun zaman önce hepimizin konuştuğu, ama şimdi unutulmuş olan bir dilde yeniden konuşmak gibidir. Siz gerçek kimliğinizle baktığınızda, karşınızdaki kişiye de gerçekte kim olduğunu hatırlatırsınız. Siz sevgiyle baktığınızda, karşınızdaki kişinin de içinde olan sevgiyi açığa çıkması için davet edersiniz. 

Ve görünürde kim ve ne olursak olalım, hepimizin özü bu çağrıya cevap verir..

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Tanrı Her An Sevgi Olarak Üzerimize Yağıyor

Geçen gün bir müftüyle karşılaştım. Yaptığım bir espriden sonra müftü olduğunu söyleyince ve ilk defa bir müftüyle konuştuğum için, ona sormak istedim. Kuran'da, ''Hayat bir rüyadır, dünya bir oyun ve eğlence yeridir'' yazıyor, bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?, dedim. Arapça bu cümlelerin geçtiği ayetleri okumaya başlayınca, yanında duran eşi gülerek uyardı, Türkçesini söyle de anlasın diye :)

Ben de, ben sizin yorumunuzu soruyorum asıl dedim, siz ne düşünüyorsunuz? Gözlerimin içine bakarak, bu dünya hayatı gerçek değil, kendimizi kaptırıp gidiyoruz ama, aslında sevgi dolu olmalıyız, bağışlayıcı, affedici olmalıyız, gerisi yalan diye anlatmaya başlamışken, benim de gözlerim dolmaya başladı. O anlatmaya devam ederken, yaşlar boşalıyordu gözlerimden ve durduramıyordum :) 

Özür dilerim dedim, öyle yüzeysel değil, inanarak ve yaşayarak, kalpten konuştuğunuz için, söyledikleriniz gerçekten kalbime dokundu, o yüzden ağlıyorum. Hem şaşkın, hem gülümseyerek yüzüme baktı, benim gözyaşlarım da onun kalbine dokundu galiba, keşke hepimiz böyle kalbe sahip olsak derken, onun da gözleri doldu. 

Bazen kendimizi gerçek olmayan bu hayata öyle kaptırıyoruz ki dedim, kalbimizin üzerine bir duvar örüyoruz sanki, katılaştırıyoruz onu. Halbuki tanrı, her an yağmur gibi sevgi olarak yağıyor üzerimize, her an onun sevgisiyle yıkanıyoruz ama hissedemiyoruz. Şu an o duvarın yıkıldığı, kalbimizin yumuşadığı ve zaten her an yağan o sevgiyi hissettiğimiz bir an oldu dedim. Eşi ağlamaya başladı. Sarıldım ona ayrılırken. 

Ve sonra şunu düşündüm: sayfalarca bilginin, mantığa hitap eden onlarca bilimsel ispatın, akli olarak söylenen yüzlerce cümlenin ancak ulaşabildiği veya ulaşamadığı o yere, tüm bunları içinde hissederek kalbiyle konuşan birinin tek bir cümlesi bile ulaşabiliyor. Hatta sevgi dolu bir kalbe sahip birinin tek bir bakışı veya sadece oradaki mevcudiyeti.. 

Sonra sevgiyle yıkanmış haldeyken, direk deneyimle biliyorsun: gerçekten hepimiz biriz, kalplerimiz bağlı birbirine ve gerçekten de hepimiz, özünde sevgiden başka bir şey değiliz..