5 Aralık 2012 Çarşamba

Adın Ne?

İnanmıyorum, BİLİYORUM.. 
Tıpkı adımın ne olduğuna inanmayıp, sadece bildiğim gibi..
Ve inanmadığım için adımdan şüphe duymam; şüphe duymadığım için de, inanca ihtiyaç duymam. Sadece bilirim;öyledir, neyse odur. Ne adımı söylemekten korkarım, ne de doğru olduğuna dair onay ararım. Adımın aslında ne olduğu hakkında düşünmem; adımı unutmam; kaybetmekten korkmam; tereddüt etmem.. Her an adımın bilincinde olarak yaşarım. Bana başka bir isimle hitap eden olursa, ya gerçeği söylerim ya da umursamam. İspatlamaya çalışmam, adım neyse yine odur, kafam karışmaz.. Ve kim olduğumu da adımın ne olduğunu bildiğim gibi biliyorum.
ben benim
ben senim
ben her şeyim..

28 Kasım 2012 Çarşamba

Yeter ki İnan

Kendine O demek, gerçeğine inanmanı sağlıyorsa O de.. 
Ya da Tanrı de, melekler de, bir insanın yardımı de, şans de.. 
Ne dersen de, kendini kendine bırakıyorsun.. 
Yine de yeter ki inan... 

18 Kasım 2012 Pazar

21 Aralık 2012'de Beklenen Boyut Geçişi Ve Kıyamet Senaryosu Hakkında

Tüm boyutlar bir oyun ve illüzyondan başka bir şey değildir.
Benim bir olduğum, varolan her şey olduğumu yadsıdığım her şey, yarattığım illüzyonlardır.


Şu an burada, insan formunda ve bir kadın bedeninde, melike olmayı deneyimliyor, kendimi melike olarak ifade ediyorum. Her boyuttta ve her anda, sonsuzlukta tek varolan zaten benim. Ağaç olarak başka bir boyutta kendimi deneyimliyor ve ifade ediyorum, kedi olarak başka bir boyutta, 3.boyut, 5. boyut, 20. boyutta, sonsuz form ve sonsuz boyutta yine kendimi, sonsuzluğumu, tek oluşumu kendi varoluşumu deneyimliyorum. 

Şu an bu satırları okuyan sen dediğim bir bedende, başka bir anlayışla da kendimi deneyimliyorum. Boyut geçişini hak etmek ya da etmemek, boyut atlamak vs ne ifade edebilir ki, kendi sonsuzluğumu deneyimliyor olduğumdan başka. Nasıl hakedebilir ya da etmeyebilirim. Ben sonsuzluğum, ben her şeyim, ben her şeyi varedenim. Ben zaten her yerde ve her şeyim, nereye geçebilirim, nerede kalabilirim, hatta nasıl hareket edebilirim her şey ve her yerdeyken.. Ben benim..

Yarattığım sonsuz çeşitliliğin içinde, sonsuzum.. herkesim, her şeyim.. nasıl üst boyutta ya da alt boyutta olabilirim, ben her yerdeyim.. Nasıl yükselmek için seçilmiş olup da kendimi kendimden ayırabilirim? Kendime nasıl dönebilirim zaten kendimken? Kendime ulaşmak için neyi haketmeliyim, zaten benim..

Ve tüm bu soruları, yarattığım bir gezegen dolusu bedenin içinde varolan BEN, milyarlarca gözden görüp, sonsuz duygularla yaşayarak deneyimliyorum. Ben benim.. sadece varoluyorum..

Ve yarattığım, şimdi içinde yaşadığımı hissettiğim bu gezegen ve dışımda gördüğüm milyarlarca beden, sadece bir düşünce, bu bedenin içinde düşünüp tasarladığım ve seyrettiğim..

Hiçbir şey anlamaya çalışmıyorum, hiçbir şey öğrenmeye çalışmıyorum. Hiçbir dersim ya da sınavım yok.. sadece varoluyorum.. hiçbir yere ulaşmaya çalışmıyorum, hiçbir yere geri dönmeye çalışmıyorum, ilerlemeye çalışmıyorum. Ben zaten her yerde olanım. Azalmıyorum, çoğalmıyorum, ilerlemiyorum, gerilemiyorum, yükselmiyorum ve alçalmıyorum.. ben zaten olanım..

Kendimi unutmadım, ve şimdi hatırlamıyorum da.. ben sadece kendimde varoluyorum.. sonsuzum..sonsuz..

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Korkunun Eli

Bazen seçtiğimiz deneyimler bizi sanki bir sapanın içine koyar. 
Ve korkunun eli sıkıca kavrar bizi; yaşadığımız sıkıntı ve acılarla geriye doğru çektikçe çeker. 
Ve artık daha fazla gidemeyeceğimiz, hareket edemeyeceğimiz o noktaya geliriz; geriye doğru çekilmiş olan o son noktaya. 
İşte tam orada, ya olduğumuz yerde; korkunun avucunun içinde hareketsiz kalırız ya da korkunun elinden kurtulur ve normal şartlarda gidemeyeceğimiz kadar hızla ileri ve yukarıya doğru fırlarız adeta..
Her deneyim mükemmeldir, olan her şey kusursuzdur..

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Karşılaşmalar

Her an, 
sonsuz surete saklanmış kendimizle, 
hep yeniden 
ve yeniden tanışıyoruz...

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Yaşamla Dans Et

Korkuları, yargıları, bizi kendimizden uzaklaştıran her yanılsamayı; o ağır giysileri çıkarıp atınca üzerimizden.. 

Geriye sadece gerçekliğimiz kalınca çırılçıplak, kendiliğinden içimizden yükselen o tarifsiz coşku ve sevinç duygusuyla, dans etmeden nasıl durabiliriz ki? :)

İçimizdeki cennet, bir şekilde sızar dünyaya ve her birimizin içindeki cenneti haber verir.. 

BİR'likte dans edebilmek için.. :)

26 Nisan 2012 Perşembe

Kilitli Olanın Farkında Olmak

Yaşadığımız deneyimlerin yüzeysel olarak ne hissettirdiğini fark ediyoruz önce hep.. 
Ve o duyguya takılıp, işte orada kayboluyoruz... 
Halbuki her deneyimle, içimizdeki anlayışın, şefkatin ve sevginin kilidini açan anahtarlar yaratıyoruz.. 
Ve kilitli olanın farkında olmadıkça, anahtarı da fark edemiyoruz..

Gücünüzün Ve Kim Olduğunuzun Farkında Olun

Gücünüzün ve kim olduğunuzun farkında olun ve '‘HER ŞEY'' le olan bağlantınızı aklınızdan çıkarmayın. Kime ya da neye ne yaparsanız yapın bu sizi de etkileyecektir. Farz edin ki tüm sonsuzluk, HER ŞEY, hepimiz aynı suyun içindeyiz. Ve sonsuz renge sahibiz. O suya hangi renginizi akıtırsanız akıtın, o renkle siz de boyanacaksınız..

13 Nisan 2012 Cuma

Bırak İçindeki Işık Aksın Sonsuzluğa

Bırak içindeki ışık aksın sonsuzluğa.. 
Ne ışığı aramana, ne aydınlanmak için uğraşmana, ne kendini her şeyi sevmeye zorlamana gerek yok. Sen zaten O’sun; SEVGİ’sin, IŞIK’sın.. 
Sadece bırak ortaya çıksın.. 
Seni yoran aramak değil, kendini saklamak.. Mutsuzluğunun nedeni olduğun gibi değil, olmadığın gibi davranmak..
Kızgınlık, kıskançlık, nefret, kin, öfke, hırs çaba gerektirir. 
Haklı olmak, üstün olmak, en iyi olmak, yönetmek, yönlendirmek, kontrol etmek çaba gerektirir. 
Üzgün olmak, mutsuz olmak, suçluluk duymak, acı çekmek çaba gerektirir. 
Tüm bunları bıraktığında, vazgeçtiğinde, direnmediğinde, kabul ettiğinde kendiliğinden ortaya çıkar sevgi. 
Hiç çaba göstermene gerek kalmadan çıkar ortaya. 
Ve sadece seversin.. 
O kadar çok seversin ki, sevmek bile diyemezsin buna, sadece OLMAK’tır yaptığın.

12 Mart 2012 Pazartesi

Güven Ve Güvensizlik

Gerçek sevgi güvenin de güvensizliğin de olmamasıdır. Güven ve güvensizlik aynı şeydir. 

Sana güvenen kişi de, güvenmeyen kişi de seni olduğun gibi görmüyor ve görmeyecek demektir. Her iki duygu da, seni bir kalıba soktuğunun, kendi kafasında, senin yapabileceğin ve yapmayacağın şeyleri listelediğinin göstergesidir. 

Ve bu listedeki yapmayacağını düşündüğü şeyler onun korkularıyla örtüşüyorsa, sana güvenecektir. 

Yapabileceğini düşündüğü şeyler korkularıyla örtüşüyorsa da sana güvenmeyecektir :)

Her halükarda, ortada bir gerçeklik yoktur, gerçek olan tek şey, güvenen ya da güvenmeyen kişinin korkularıdır. Sen yoksundur, olan tek şey, karşındaki kişinin seninle ilgili yargıları ve bu yargılar sonucunda oluşturduğu o listedir.. 

Güven ya da güvensizlik varsa, sen onun korkularının sınırlarıyla çerçevelenmiş değişmez bir fotoğraf karesisindir artık. Oysa her an hepimiz yeni birisi oluruz, her an.. 

Bu yüzden güvensizlik hakaret, güven de iltifat değildir. İkisi de aynıdır, ikisi de saf korkudur. Güven de, güvensizlik de, bir tehditin varlığını kabul ettiğinde ortaya çıkan şeydir. Ortada bir tehdit olmadığında, korku olmadığında ne için güvenecek ya da güvenmeyeceksin? Ne kadar güveniyorsan, o kadar yanılıyorsun ve ne kadar güvenmiyorsan yine o kadar yanılıyorsun.. 

Gerçek sevgi, herhangi bir zamanda prensin kurbağaya, prensesin bir cadıya dönüşebileceğini kabullenmek ve öyle olduğunda da sevebilmektir..

10 Mart 2012 Cumartesi

Varoluşta Hiçbir Şey Geriye Gitmez

Varoluşta hiçbir şey geriye gitmez. 
Her şey her zaman ileriye ve daha iyiye doğru evrimleşir. 
Bu yüzden, nasıl gözükürse gözüksün, her ne olmuş olursa olsun, 
daima her an, bir önceki andan daha iyidir.

26 Şubat 2012 Pazar

Sevginin Kollarındayız Her An

-....
- yani varolan her şey sevgi mi?
- evet
- o zaman boşluk da yok, hareket ettiğimiz alan, içimize çektiğimiz hava, her yer sevgiyle dolu?
-evet
-biz de sevgiyiz o halde
-evet
-ve sevginin kollarındayız her an
-evet :)