1 Eylül 2011 Perşembe

Neden Sorun Yaşıyoruz?

Ne zaman daha çok sevgi, daha çok anlayış, daha çok bilgelik ve daha derin bir idrak istesem, belirgin bir sorunla karşılaşıyorum..

Halkının sorunlarından haberdar olmak ve onların gözünde gerçekte kim olduğunu bilmek, ülkesini nasıl yönettiğini görmek ve sorunlara çözüm bulmak için kılık değiştirip ülkesinin sokaklarında tebdili kıyafet gezen padişahlar gibi, içimin sokaklarında bir gezintiye zorluyor olaylar..

Apaçık ve net, en gerçek halimi görüyorum karşılaştığım insanlarda. İçimde ne varsa, dışarıda da o.. Her duygum bir insan olup çıkıyor karşıma.

Gerçekte padişah olduğunu, karşılaştığı insanların anlattığı tüm sorunların kendisinden kaynaklandığını ve çözüm bulmanın da yine kendi elinde olduğunu, her konuda son sözü söyleyenin ve her şeyi değiştirebilme  gücünün sadece kendisinde bulunduğunu, bu ülkeyi yönetenin kendisi olduğunu unutup, ona sorunları gösteren insanlarla kavgaya tutuşan padişah gibi, kendimle kavgaya başlıyorum önce.. Reddediyorum, yok sayıyorum, direniyorum, kabullenmiyorum vs.

Ta ki kılık değiştirdiğimi ve bu yolculuğa daha çok sevgi, daha çok anlayış, daha çok bilgelik ve daha derin bir idrak için çıktığımı hatırlayana dek.. Karşılaştığım her insanın kendim olduğunu, yaşadığım her olayın sorunlarımı çözebilmek için sahnelenen bir oyun olduğunu, her şeyi yapabilme gücüne sahip olduğumu, her şey olduğumu, bunun için de kim olduğumu hatırlayıp, kazandığım anlayış, bilgi ve bilgelikle içimdeki sevgi olan öze, sarayıma dönüp, her şeyi çözümleyebileceğimi, ne istersem yapabilecek güce sahip olduğumu hatırlayana dek..

Hepimiz içimizdeki gerçeği; her karar ve seçimde tüm  gücü elinde tutan padişah olduğumuzu simgeleyen kaftanlarımızı çıkarıp, tebdili kıyafet yaşıyoruz bu dünyada. Çünkü daha çok sevgi, daha çok anlayış, daha çok bilgelik ve daha derin bir idrak istedik.  Bir sorunla karşılaştığımızda, reddetmek, yok saymak, direnmek, sızlanmak, kendimize acımak ve aciz görmek yerine,  amacımız için kaftanımızı çıkardığımız yere; sarayımıza, içimizdeki sevgi olan öze dönüp gerçek kimliğimizi hatırlayalım.. Çünkü yaşadıklarımızdan kazandığımız her şeyi, sadece sevginin ışığında görebiliriz..

30 Ağustos 2011 Salı

THE SIR :)

Sır, sonsuzluğun bilgisini taşımasına rağmen çok basitti..

Sır, sonsuzluğun gücünü taşımasına rağmen, apaçık ortadaydı..

Sırrın en büyük sırrı SIR OLMAMASIYDI.. :D

HER ŞEY BİR..

Gerisi,  ''İlim bir noktadır, onu çoğaltan cahillerdir'' cümlesinde olduğu gibi, bu bilgiyi idrak etmek için çoğaltılmış düşünceler, deneyimler, duygular, cümleler vs..

Gerçek yine de hala tek.. Basit, açık ve net..

HER ŞEY BİR : Tüm sonsuzluk birbiriyle bağlantılı
HER ŞEY BİR: Hiç kimse ve hiçbir şey senden ayrı değil
HER ŞEY BİR: Ben senim, sen de bensin
HER ŞEY BİR: Sen her şeysin

Dilediğimiz gibi çoğaltabiliriz bu bilgiyi, idrak edebilmek için.  Kütüphaneler dolusu kitaplar yazabiliriz, okuyabiliriz; tek gerçeği söyleyen. Ömürler geçirebiliriz arayışla zaten olduğumuz şeyi bulmak için.. Varacağımız nokta tek:  HER ŞEY BİR..

Ve şu an burada, dünyada yaşadığımız her şey, bu bilgiyi, bu gerçeği idrak edebilmek için..

Ve bu öyle güçlü bir istek ki, acı çekmeyi, mutsuzluğu, suçluluğu, ayrılığı, korkuyu, nefreti, kıskançlığı, öfkeyi; içimizi yakan tüm bu duyguları yaşamayı göze alıyoruz. Bu öyle güçlü bir istek ki, gerçeği aramaktan hiç vazgeçmeyelim diye huzursuz senaryolar yaratıyoruz.

HER ŞEY BİR.. Bunu kalbimiz biliyor. Peki aklımızla idrak edip, bu gerçeği yaşayabilmek için daha ne kadar acı çekmemiz gerekiyor? : )

HER ŞEY BİR..  Ve o SEVGİ.. Yani sen, yani ben, yani her şey.. Her şey sevgi ve sen her şeysin..

Yürüdüğün yol, bastığın toprak, rüzgarda sallanan ağaçlar, böcekler, kuşlar, insanlar… yüzünü nereye dönsen gördüğün SEN’sin..  Ve SEVGİ’nin yüzü sana bakan..  Bırak içindeki ışık aksın sonsuzluğa.. Ne ışığı aramana, ne aydınlanmak için uğraşmana, ne kendini her şeyi sevmeye zorlamana gerek yok. Sen zaten O’sun; SEVGİ’sin, IŞIK’sın.. Sadece bırak ortaya çıksın.. Seni yoran aramak değil, kendini saklamak.. Mutsuzluğunun nedeni olduğun gibi değil, olmadığın gibi davranmak..

Kızgınlık, kıskançlık, nefret, kin, öfke, hırs çaba gerektirir. Haklı olmak, üstün olmak, en iyi olmak, yönetmek, yönlendirmek, kontrol etmek çaba gerektirir. Üzgün olmak, mutsuz olmak, suçluluk duymak, acı çekmek çaba gerektirir. Tüm bunları bıraktığında, vazgeçtiğinde, direnmediğinde, kabul ettiğinde kendiliğinden ortaya çıkar sevgi.  Hiç çaba göstermene gerek kalmadan çıkar ortaya. Ve sadece seversin.. O kadar çok seversin ki, sevmek bile diyemezsin buna, sadece OLMAK’tır yaptığın..

HER ŞEY BİR.. Ve o SEVGİ.. Yani sen, yani ben, yani her şey.. Her şey sevgi ve sen her şeysin..